Selom  olsun o günlere !

Bugün doksan yaşlarında olan çocukluğunu ve bütün gençliğini köyde ve yaylalarda geçiren, eşini bir kaç yıl önce kaybeden ve zamanının büyük bir bölümünü İstanbul’da bir apartman dairesinde geçirmekte olan Selviye nine, gençliğinde yaylada yaşamış olduğu, belli ki hiç unutamadığı bir hatırasını ne zaman türkü bahsi açılsa anlatıyor ve şöyle iççekiyordu ;

Selom olsun o günlere ne güzel  günlerumuz varidi !

 

Kaybolan bir dünyanın arkasından konuşmak, onun iyice uzaklaştığı bir anda dönüp geriye bakmak; bu, Selviye ninenin tavrından anlayabildiğim kadarıyla kolay değildir. Artık o hatıralar bile giderek unutuşun o sessizce akıp giden nehrine solgun çiçekler gibi bırakılacaktır ;

 

     Ali Riza u zomon İstonbol’e telebe idi. U sene yeyliye, Eğnaçor’e geldi. Sabir ağabeyuma dediki;

 

  – Hafiz emice izin ver buligle bu akşom turki desunle.

   

    Ağabeyum da dedi ki;

 

     – Daha akşom ben mi izin verurdum ?

 

 Akşom nemazini keldi ağabeyum gitti  yatti. Uşakler da yattile. Ben da yengema dedum ki ‘yatarson kapiyi kitlema, al ustine birez oyle kalsun’

 

       Sora gittum !

 

       Şafak sokene kada turki deduk !!

 

 Sabahilen haboyle usulatilen geldum girdum eve.  Baktum ki yengem kalkmiş ateşi yakeyi. Ağabeyum da  daha uyuyeyi. Hiç uyumeden kaktuk induk ahere seğerleri sağduk.

 

 

     Sora gittuk Rahut’diyoni çobon.

 

                                                                              

                                                               (Karakaş Selviye d.1917)

 

                              Karakaş Selviye   (İstanbul 2005)

 

Kaide

 

Selviye nine, gençliğinde arkadaşı Fatime ile yaylada iki delikanlıyla karşılaşır ve onlardan bir kaide öğrenir ;

 

  Yeyliye yokarden Fatime’yle ineyrok aşağa  ki Ğazar Şevket Marbudom’den bi uşaği almiş peşine geldiler yonumuza !

 

  Bi kaide aliştuk unlerden da sora kalktuk  kaçtuk yonlerinden

 

   U  komarluklerden aşağa o kaideylen turki  deye deye gelduk induk yeyliye.

      

    Güzin gelduk aşağa köye rahmetli Şevket beni gördi mi çikeydi  kapiye

 

       U  kaideyi edeydi !

 

                                                                     (Karakaş Selviye d.1917)

yaloneyek

 

   He .. çok perişon idi. Gülaçor’eyduk, baktum Hevva serti dondi  geldi geçti vonage duze. Hevali abulom da rahmet ruhine undadu, biz da toplonmişik ulerun eve oturmişik, gidecağuk çah edecağuk seğerlere.

 

  Geldi haboyle hepten yaloneyek. O çarukle yirtelmiş eyekleri göruneyi.

 

  Geldi abulomun evine. Uni abulom tepitti, yedurdi, içurdi tertemiz.  Geçtuk otiye çimenluğun kenarine uğa yardum ettuk, yukini ettuk, yukini yuklendi yurudi gitti.

 

  Biz da ettuk uzun uzun çahleri, suğliye dizmeduk, alduk geçtuk eve.

 

 

                                                                        (Karakaş Selviye d.1917)

musaf

 

  Okul yoğidi bizum zomonumuza comeye giderduk biz.  İdislerun evden Hafiz Ahmet’ten Vasap İsmail’den Molla Sabitten okumişik, çok okumişik  biz.

            

  Eski yazi  okumak yasağidi u zomon. Hoca bekçi koyardi kapiye, condarmaler geldi mi mushafleri elumuzden alur saklardi, bi kucuk keğed bi da kalem kordi elumuza, condarmaler gelur bi dolaşurdile comeyi, bakardile ki ellerine musaf yok çikar giderdile.  Biz gene musaflerumuzi alurduk elumuza.

 

 

                                                                            (Karakaş Selviye d.1917)

 

çibuği sarmak

 

   Rahmetli Hafiz Ahmet’un uzun bi çibuği varidi. Bi gun bizi yolladi pinçhe kesmağa, supurge edeceğiduk oma köpriden gidup gelensiz dedi. Biz dinlemeduk  puğarun ureden induk  deriye atladuk taşten taşe  geçtuk karşuye, uşakle bizi bi hoviye haber verdile dedile ki ‘bule köpriden gitmedi  indile deriye taşten taşe atladile geçtile karşuye’.

 

  Rahmet ruhine Hafiz Ahmet bizum bu umuzlerumuza ellerumuza sardi çibuği. ‘Köpriden yolladum sizi  deriye duşsonuz sizun sahibunuza ben ne diyeceğidum’ dedi.

 

                                                                             (Karakaş Selviye d.1917)

 

nemazi kelun

 

Namaz kılmaya çok erken yaşlarda -yedi sekiz yaşlarında- başlayan Selviye nine, çocukluk yıllarında bu durumun çok yaygın olduğunu, bunda şaşılacak hiç bir şey olmadığını, çocukların namaza büyüklere özenerek başladıklarını söylüyor ve namazın önemini şu sözlerle vurguluyordu ;

 

alişeysen heves edeysen da !

 

ufağiduk oma

vaket geldimi keleyduk nemazumizi

 

nemaz kelenun işi da rast gider

kazonduğu para da helal olur

umri da artar evladum

 

nemaz  nemaz  nemaz !

 

kovermayun

nemazi kelun evladum

işten sebep nemazi kovermayun

 

nemazi kelun !

                          

              

             (Karakaş Selviye d.1917)

 

rahmet vermak

 

           Rahmet verup otureyrok aşağa da ne edelum. Allah çekturmedi. Çok eyi elum etti. Çok perişon olenler çok çekenler var.

           

           Ne edelum elden bişe gelmez ki ! Başka bişe edemek rahmet verup otureyrok aşağa !

 

                                                                     (Karakaş Selviye d.1917)

 

                         Yakuplerun Huso (Hahonc 2007)

 

İsterson git Biber’e peşuna gelecağum …

 

Yakuplerun Huso’nun ablası Fatime, Karakaş Nuri ile ‘sevdaluk’ ederler. Nuri aşıktır ama sevgilisi, daha sonra ‘Deli Kari’ lakabı ile tanınacak Fatime’nin babası şair Yakuplerun Halid’e gücenmiştir. Halid çok eşlidir, altı çocuğu vardır, yine de Nuri’nin halasını kaçırmış onunla evlenmiştir. Nuri’nin bu kırgınlığı Fatime’ye olan aşkına gölge düşürmektedir. Bu atma türküde Fatime’ye Karakaş Selviye, Nuri’ye de Fatime’nin kardeşi Huso eşlik etmektedir.

 

Selviye nine ‘biz bu turkileri meşeye gitmakte deduk. Karap’e oturduk, uriye karşulukli deduk’ diyor. (‘Biber’ bir orman –meşe- adıdır.)

 

İlk mısra Fatime’den gelir ;

       Bu ne beyuk sevdaluk senden doymiyecağum

 

            Madem ki boyle oldi elçi yolliyecağum

 

      Nerden gelurler deyi ben da kolliyecağum

 

            Almak değil meromum intikom alecağum

 

      İntikome ki kaldi ben da almiyecağum

 

           Bolaşmişim bu işe geri durmiyecağum

 

       Bugün Beyuk Meşe’ye alafe gidecağum

 

            İsterson git Biber’e peşuna gelecağum

 

        Gel peşuma gidelum yukuni edecağum

 

            İnce uzun beluna kolumi sarecağum

 

[(Yakuplerun) Halid Reyhan(d.1903), (Karakaş) Nuri Karakaş (d.1920),(Deli Kari Mutilerun) Fatime Karakaş (d.1921); Kaynak: (Puncukci) Fahri Boncukcu(d.1922), Karakaş Selviye(d.1917), (Yakuplerun) Huso Reyhan(d.1926)]       

 

  Karakaş Nuri ve Fatime’nin oğlu Mehmet Ali

 

(Eğnaçor 2007)

 

Yazan: İsmail Akyıldız

There are no comments yet.

Bir cevap yazın